Şimdi sizlere bir 3 gün anlatacağım ki, 10 güne bedel.
Ali Şenel, Fatih Bozkurt ve ben.
Toplamda 2 bin kilometreden fazla yol kat ettik.
8 farklı şehir gezdik.
24 saatten fazla araba kullandık (48 saat içinde)
Az uyuduk çok gezdik çok güldük çok eğlendik:)
İlk Önce Afyon Acıgölü nde sevgili Okan Koçyiğit e konuk olduk. Pelajik turdan iki gün evvel yola koyulduk.
Geze geze gitmek için.
Acıgölün kıyısında ki harika çiftliğinde takıldık bir süre Okan Abinin.
Stüdyosunda vesikalık kuşlar çekip yine beraber Acıgöl ü turladık.
Harika keyifli birisi.
Ve bu keyfini yaşadığı ortama da yansıtmış.
Mükemmel bir çiftlik hazırlamış kendine.
Acıgölü birlikte dolaştıktan sonra Çorak Göl ve devamında Salda Gölü ile yolculuğumuzu taçlandırarak turumuza devam ettik.
Salda Gölüne biraz daha fazla zaman ayırdık.
Bir güzel yüzdükten sonra rotamızı Ada Doğanı ve Martısı için Fetihye Ölüdenize çevirdik.
300 kilometrelik yolculuğun ardından gece yarısı Ölüdenize vardık.
Hemen sahile kamp attık.
Uyumadan önce özellikle sabah ada martısına bakacağımız yerlerin güzergahına bakıp son değerlendirmeleri yapıp öyle yattık.
Ve ertesi sabah.
Ben henüz çadırı açmamıştım ki, Fatih Hoca dışarıdan bir ses geldiğini söyledi.
Çadırı aralamamla karşımda 3-5 metre ileride bizi selamlayan Ada Martısını gördüm :)
Ali Abi ise uykusundan kalktı, günaydın demeye fırsat bulamadan o da bize katılıp Ada Martısını bir güzel fotoğrafladı.
Çadırdan dahi çıkmadan fotolarını çekmeye başladık düşünün.
Sonra tüm sahili sürünerek dolaştık gerçi :)
Denize gün daha aydınlanmadan girenlerin üstümüze yönlendirmesiyle pek güzel fotoğraflarını aldık ekipçe.
Amacımıza sabah erkenden ulaşınca Ölüdeniz de hiç vakit kaybetmedik.
Hemen oradan çıkıp istikametimiz Kaş a çevirdik.
120 kilometrelik bir yolculuk ile öğle saatlerine doğru Kaş a ayak bastık.
2 saatlik bir arayışın ardından bulamadığımız Ada Doğan ından ümidi kestik.
Ve Ege de aramanın daha cazip olabileceğini düşündük ve istikametimizi bu kez Bodrum a çevirdik.
340 kilometre.
Zaman kaybetmeden yola çıktık.
Yolda ki binbir türlü keyifli anlarımıza girmiyorum hiç.
Akşam saatlerinde Bodrum üzerinden girip Güvercinlik e kadar girdik.
Günü burada batırdık ama aranan kan hala bulunamadı.
Alandan ayrılırken Gün doğmadan neler doğar. Olsun iyi gezdik ama diyerek ekibi teselli etmeye çalışıyordum. E malum onca kilometre yol gitmeye ikna edip el tamamen boş dönmek çok hoş değil çünkü.
En azından onları da ikna eden kişi olmanın vebali var :)
Bodrumdan Didim 120 kilometre.
Hava kararınca yola çıktık ve trafiğinde etkisi ile 11 buçuk gibi Didim de olduk.
Sabah malum pelajik turumuz olduğu için derhal otele geçip uyuduk.
Sabah 6 da tur başladı.
Ve daha gerçekten gün bile doğru dürüst doğmamışken Ada Doğanı ilk selamlayan tür oldu bizleri :)
Sonunda tüm tekne olarak gördük onu.
Bileydik yüzlerce kilometre yol ve saatlerce süren uysuzluğa katlanmazdık :)
Ha bu arada ilk heyecandan fotoğrafını çekemedim :)
Bir sürü kişi çekemedi hatta.
Neyse ki 2. bir birey tekrar gösterdi kendini :)
Ve kertiğimizi atmış olduk böylece.
Sonra boz ve fırtına ile turumuz şenlendi.
Harika öğle yemeğinin ardından Serhat Başkanın patlattığı leziz mısırlarla midemizi de taçlandırdık :)
Dönen keyifli muhabbetlere de girmiyorum hiç :)
Ama Tolga İnan Çelik, Fatih Bozkurt, Dilek Şahin, Kuzey Cem Kulaçoğlu, Ali Şenel, Sigma Profoto ekibi ile masamızda muhabbetimiz ayrı bir keyifli oldu :)
Tur bitiminde geleneksel tavşancıl ziyaretimi yaptım ve ikide iki :)
Yine iki birey olarak Tavşancıl kaydımı Bafa dan aldım.
Üstüne 3. Ada Doğanını da burada çekme fırsatı bulunca ayrı bir keyifle döndük memlekete :)
İki sefer gittiğim Bafa da her ikisinde de iki birey olarak Tavşancıl görmek :)
Gerçekten paha biçilemez.
Trakuşu Trakuş yapan herkese sonsuz teşekkürler.
İyi ki varsınız..