Eşim bankacıdır, ara sıra eğitimleri veya sınavları oluyor ve İstanbul\'a geliyor. Eylül ayı başında, Aralık ayı ortasında yine bir sınavı gündeme gelince, bu sefer ben de ona eşlik edeyim dedim. Amaç kuşlar tabi :)
Hedef türler, klasik İstanbul türleri idi. Hem gezmiş olurum hem de kolay bulunduğu söylenen yerel kuşları çekerim diye düşünmüştüm.
E öyle de oldu. Öncesinde son bilgiler, detaylar, konum bilgileri için bölge kuşçuları rahatsız edildi tabi.
Başlangıcı Gülhane Parkı\'nda papağanlarla yapmaya karar verdim. Hepsi orada demelerine rağmen genel şanssızlığımı bildiğim için rehavete kapılmadım. Tam konsantre ile alana girdim. Gerçi daha daha tramvay ile oray giderken göz kertiğini uçanlarıyla atmıştım :) Sesleriyle kendilerini belli ediyorlar. Park içinde bir o tarafa bir bu tarafa uçuşuyorlar. Ama hep yukardalar, seviyede yakalamak zor. Tabi zaman ayrılır hareketleri iyi incelenirse çok güzel fotoğrafları çekilebilir. Kendisi çok güzel zaten. Eşim de bayıldı.
Bu arada kuşlarla hiç ilgisi olmayan, Facebook\'taki araba grubumuzdan bildiğim ve o gün tanışma fırsatı da bulduğum bir arkadaşıma da, kabaca kuşlar hakkında bilgi verdikten sonra, makinemi verip birkaç çekim yapmasını sağladım. 500mm\'den dolayı biraz kolu ağırmıştır ama Kuşçuluk zehrini ona da bulaştırarak görevimi yerine getirmiş oldum :)
Sonu yok bu işin, papağanlar için yeter deyince (Alan da kalabalıklaşmaya başlamıştı) Nedim abi\'yi aradım, abi metroya biniyoruz dedim. Ve Belgrad ormanı\'na gidecek şekilde buluştuk. En son Trakuş kampında karşılaşmıştık. güzel sohbet etmiştik. Çok sevindim kendilerini görünce.
Hemen alana gittik tabi. harika bir hava vardı çünkü, kaçırılmaması lazım... Bir de ne göreyim Çetin Çeki. çok memnun oldum tabi, ustayla da tanışma fırsatı bulunca. Harika vakit geçirdik. Kayınlar, diğer baştankaralar zibil... alakarga kadraja sığmıyor. Bu gerçek alakarga mı diye sormak zorunda kaldım. Bizde nerde mümkün böyle.
Nesibe Abla\'nın, karanfilli çayını pastalar eşliğinde bir güzel içtik, içimiz ısındı. Bir yandan fotoğraflara devam ettik tabi. Ama özellikle Belgrad\'daki dakikalar harika idi. Tüm İstanbul gezimizin en güzel saatleri idi. Tabii ki bu değerli büyüklerim sayesinde böyle oldu. Sağolsunlar...
Dönüşte Nedim Abi bize sormadan doğruca pideciye gidince birşey diyemedik tabi. Çok da güzeldi hani, iyi ki de gitmişiz :)
İlgi, alakalarından utandık artık. Misafir değiliz birbirimize ama dört dörtlük ilgilendiler bizimle. Trabzon\'a geldikleri zaman çok çalışmam lazım
Son güne Çiğdeci\'yi bırakmıştım, kardeşim o tarafta kaldığı için onunla gider çekeriz diye. Sabah erkenden Kartal\'a gittik, dakka 1 gol 1 ordaydı zaten. Hava dünküne nazaran kötüydü, kapalıydı. çok uğraşamadık. O işimizi de halledip lensi çantaya kaldırdım.
Levent Göksoy ile de buluşacaktık, değer verdiğim birisidir, görmek isterdim ama tam o gün çıkan işi nedeniyle gerçekleşemedi bu buluşma. Sağlık olsun. Aynı şekilde Kadir Dabak ve Ercan üç\'ü de görememiş oldum. Orası İstanbul başka bir dünya. Ayarlamak zor bazı şeyleri. Tekrar gitme bahaneleri bunlar işte. Hep öyle bakıyorum. Pazar günü boğazda Yelkovanları çekmişler mesela, bi an keşke dedim ama sonra yine \"bir daha ki sefere neden kalsın\" diye duruldum...
Alanlar başka başka ama ben uzaktan geldiğim için problem olmayacağını düşünüyorum. Farklı bir çok tür vardı tabi ki ama gelme nedenim bunlar olduğu için onları yazdım. Boğaz kenarında çayımı içerken gördüğüm Tepeli Karabatağı falan yazmadım yani :)
Tadı damağımda kalan bu gezi için büyüklerime, diğer arkadaşlarıma teşekkür ederim.
Gözlem süresi; 2 gün